Sunday, March 08, 2009

Bizim ozelligimiz, serginin guzelligi!



Mehmet iki gun once Amerika'daki ilk ozel sergisini acti. Cok mutluyduk.Cok guzel bir acilis gunu oldu. Sergi cok genis bir sanat fuarinin bir parcasi olarak New York'taki Wydham otelde acildi. Sanat fuarina beklemedigimiz bir ilgi oldu, bu ilginin bir kismi Mehmet'in fotograflarina da yoneldi.

Yogun bir ilk gun gecirdik, yogunlugun acisini bir grup arkadasla aksam biraz eglenip, sohbet ederek cikardik. Ikinci gun yine ayni derecede yogundu. Insanlarin sanata, esere, emege karsi saygilari, ilgileri bizi cok sasirtti, cok sevindirdi. Gelip Mehmet'in fotograflariyla ilgili soru soranlara aciklamalar yapmaktan cok mutlu olduk. Hic eser satamadik ama bunu tabi kotu giden ekonomiye bagladik. Diger sanatcilarin da gorusu boyleydi ama bizim icin muthis bir tecrube oldu.

Bir sonraki yil, cok daha profesyonel bir sergi yapma planlarini kafamiza koyduk.

Bugun, 8 Mart Pazar gunu. Onemli bir tarih bizim icin. :)))

Sunday, November 30, 2008

Simdi yeni seyler soylemek lazim.

Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.



Diyorum ve soyleyecek yeni sozlerimi burada paylasmaya devam edecegimi acikliyorum. :) Cok uzak kaldim yine. Coook... :)

Friday, August 17, 2007

mehmet tevede

Wednesday, August 15, 2007

Shelter Island tepelerindeki haftasonu...

Mehmet her defasinda yeni tanistigi arkadasinin haftasonu icin New York'un en guzel! yerlerinden birindeki evlerine davet ettigini soylediginde gecistiriyordum. Iki gunumu tanimadigim insanlarla gecirecegimi dusunmek geri itiyordu beni. En sonunda Mehmet beni ikna etti ve gecen haftasonu gittik. Tabiki iyikide gitmisiz diyecegim cok guzel bir haftasonu gecirdim.

Emrullah ve Kim harikaydilar. Cok egendik, cok gulduk, bol tavlali bol politika, dedikodu dolu bir haftasonu gecirdik. Kim'i buldugum icin cok sansliyim meger tavla oynamayi unutmamisim. Nesli ve Recai'yi bol bol andim tavla oynarken. Kim, I will see you next round. Six weeks is long time but I ll be practicing. So, be ready!

Ada etrafinda gezerken tanistigimiz arkadas sayin Turuncu Kamlumbaga'yi da anmadan gecemiyecegim. Butun guzelligiyle karsidan karsiya gecerken belki bir saatte alacagi yolu bizim yardimimizla birkac saniye de aldi. Eminim bize tesekkur etmistir. :))



Bu arada mehmet demirci ile ilgili mehtap tv'de yayinlanan haberi izlemek istiyorsaniz link asagida. Ben cok begendim. Talihsizlk yagmur yagmis ama Islam cok guzel olmus ellerine saglik. Harika cekmissin.

http://www.youtube.com/watch?v=-BFxinPyYkg


Yeni bir blogla tanismanizi istiyorum.

http://www.bebisinyeri.blogspot.com/

Thursday, July 26, 2007

I am Peter PAN today!

who takes children to their dreams of island in the night while every creature in the world asleep, the island where they can do whatever they want, they can see the sun rising from the beach that belongs to no one but children. Their imagination is a tresure to be found. Their games are as real as life. They know what they will become when they start growing old so they only want to enjoy being children. Everyone knows there will be no time when they grow up. There will be no closets to hide in or a rope to jump over. So rather than sleeping like a lazy bear, they prefer to fly free like a little pigeon.

LITTLE PIGEON

Once there was, once there wasn't, there was a little pigeon who was a very youngest of his four brothers. Because he was the little one and the cuttiest one, he was the favorite child of his dad as well.

His dady would teach him how the wing in the air, how to catch a earthworm. He was very happy with attention of his dad. Little pigeon always thought he would never leave his dad's side for a minute. Little pigeon knew whatever would happen to him, his dad would always protect him from bad things. In fact, he was the breavest one among his brothers. He never would show a leak of courage. If he would he was afraid that he would never be the favorite of his dad again.



One day, they were up in the sky flying over clouds and talking to his dad about how beautiful life was for him. They came to a very big field that seem a kind of deserted. Although he didn't want to show any fear to his dad, he got more closer and had the courage to ask where they were. He saw the fear in dad's eye actually that he hadn't seen before. He just couldn't help but wonder what his dad was afraid of.


Suddenly, there was something moving slightly in the forest, he didn't know what it was but saw his dad clapping faster and immediatly told him to do the same so. The faster they clapped their wings the more the forest seem bigger. At one moment, little pigeon saw something passed right next to him, then he saw his father falling down from air. He didn't know what to do, he just went after him, while trying not to cry, he couldn't help but think that his dad might be wounded.

When his little feet touched the ground he saw his father lying next to a little wildflower ready to bloom anytime. he didn't know what to do, he didn't know what to say. All he could do was staring at his father. He knew this was something that he thought could never happen but it did. He thought things that he wanted to tell his father to be loved meant a lot to him. Being by his side was the greatest thing for him. Little pigeon got a little more closer to his father to see if he could move, but there was no sign of life.


He waited there like the world had stopped and he never wanted to fly away from his side. there was sun setting behind the clouds. All of a sudden, he started praying to the one he knew that saw everthing in the world, said he wanted his father to wake up again and fly away with him freely. There was no sign that the one could hear him either. Little pigeon waited there for a little while, cried a little bit, kissed his fater for the last time and started to clapp his wings. He knew he was gonna see his father again where there would be no fear of losing someone anymore.

Saturday, July 21, 2007

NELER OLDU NELER! :))

Evet, bu kadar zamandir neler yaptin, nasil geciyor diyenlere kisaca bilgi vermek isterim. En yenisinden baslayayim. Gecen hafta erkeklerin deli gibi oynayip, yada oynamayi isteyip kizlarin korkarak uzak durdugu oyunu yaptik hep beraber.

Paintballlll!!!

Itiraf etmeliyim o nasil bir adrenalin. Uzerinize yagan boya kursunlarindan saklanip, atak yapmaya calismakla, 15 metreden suya atlamak ayni seydi sanki. Cok heyecanli bir o kadar da can yakiciydi. :(

Takim olarak hic bir strateji gelistirememe gercekgimize ragmen gunun sonunda hepimiz eglenmistik. Bir ara ayri takimlardaydik aslinda, ben buyuk bir gururla dusmekte olan kaleyi koruyan askerler arasinda. Mehmet ve Babur'de alcakca saldiran dusmanlar arasindaydilar.

Butun olay ates ederken, basparmaginiz yerine, hem basparmaginiz hem de orta parmaginizi kullanmaniz. O zaman kursun atma hiziniz artiyor ve karsidakine size atak yapma firsati vermiyorsunuz. Tek kotu sey, aldiginiz yaralarin kocaman morluklara donusmeleri tabi bir de vuruldugunuzdaki aci. Otesinde cok eglenceliydi yine yapica. Simdiye kadar yapmamis olanlara tavsiye ediyoruz. :))

GOVERNOR ISLAND

Bir pazar gunu mehmet ozellikle bu adadaki festivalden bahsedip, mutlaka gitmemiz gerektigini soyledi. Ne olabilir ki diye dusundum cunku New York sokaklarinin hepsi festivallerle dolu butun yaz boyunca. Yaklasik bes yuz metrelik kuyrukta bir saat bekledikten sonra bizi adaya goturecek vapura bindik. Yedi dakikalik bir yolculuktan sonra Manhattan siluetinden azicik uzaklasmistik ki, adaya vardik. Birkac hafta once turizme acilmisti ada ve ondan oncesinde hicbir sivilin girmesine izin verilmiyordu.

Kendi hapisanesine bile sahip olan adaya devlet yetkilileri misafirlerini burada agirlayip, gizli gorusmelerini burada yapiyorlarmis harika bir Manhattan manzarasina dogru. Ciddi, sorumluluk sahibi amerikan diplomatlarinin kemiklerini sizlatircasina o haftasonu adaya New YOrk'un butun funky, punky and monkey insanlari dolusmustu, muthisti.



Cagdas sanat yapan sanatcilar eserlerini, yogacilar ciplak bedenlerini, muzisyenler enstrumanlarini kapip gelmislerdi. Bir acikhava saka yapiyorsun muzesi gibiydi. Eglendik, gezdik. Gulduk, dalga gectik ve geri donduk evimize.









BRONX BOTANIK GARDEN

Zannediyorum uc hafta onceydi. Sicak bir gundu. Ne yapalim ne edelim diye kararsiz kalmisken, biraz cicek bocek gorelim dedi mehmet. Bronx'daki botanik bahcesine gittik. Muthis bir sergi vardi. Karayip cicekleri ozel bir ortamda odececeginiz ekstra 15 dolarla gorebiliyordunuz.

Eternal Sunshine Of the Spotless Mind



Bu kelimelerin biraraya geldiginde cikardiklari anlam cok guzel.


Eloisa to Abelard

...

How happy is the blameless vestal's lot!
The world forgetting, by the world forgot.
Eternal sunshine of the spotless mind!
Each pray'r accepted, and each wish resign'd;
Labour and rest, that equal periods keep;
"Obedient slumbers that can wake and weep;
"Desires compos'd, affections ever ev'n,
Tears that delight, and sighs that waft to Heav'n.
Grace shines around her with serenest beams,
And whisp'ring angels prompt her golden dreams.
For her th' unfading rose of Eden blooms,
And wings of seraphs shed divine perfumes,
For her the Spouse prepares the bridal ring,
For her white virgins hymeneals sing,
To sounds of heav'nly harps she dies away,
And melts in visions of eternal day.


Far other dreams my erring soul employ,
Far other raptures, of unholy joy:
When at the close of each sad, sorrowing day,
Fancy restores what vengeance snatch'd away,
Then conscience sleeps, and leaving nature free,
All my loose soul unbounded springs to thee.
Oh curs'd, dear horrors of all-conscious night!
How glowing guilt exalts the keen delight!

...........


by Alexander Pope

Sunday, June 03, 2007



Mehmet Demirci icin eller havaya!







2001...

Al bu gonlum, gonlum senindir,

Cekinme bebegim beni sevindir,

Bu gonlum, gonlum senindir,

Cekinme bebegim beni sevindir,

Bak bu yurek sevgilim,

bir omur gecsede yine esirin,

isiter oldur, ister guldur bebegim,

inanki degismez ben de sevgin...



http://www.youtube.com/watch?v=2i_zSnK8gZo



2002....

Sen benim bi kulah dondurmam,

Beni boyle de sever misin?

Evet dersen bir dakka durmam!

Askimla erir misin?



2004...

Askim ne olur yaz bitmeden,

kis gelmeden yola duste gel!

Sevgilim hasretinden olmeden,

sabrim tukenmeden yola duste gel! ..................



2007

Would you know my name,

If I saw you in heaven,

Would it be the same,

If I saw you in heaven...


http://www.youtube.com/watch?v=VRsJlAJvOSM&mode=related&search


IYI KI DOGDUN DEMIRCI!


MUTLU YILLAR!

:))))

Saturday, May 26, 2007

Gunes isitiyor...



Offf...

Sicaklar yavas yavas artiyor, gozler kizgin kumlari serinleten akdeniz sularini ariyor ama nerde...Turkiye'dekiler, bir hafta da olsa guzel akdeniz'in, ege'nin tadini cikarin zira burada soguk bazen de pis okyanus sularini gordukce ozluyorum hani. gerci atla git karayip'lere, kankun'a dimi ama evdeki hesapla carsidaki tutmuyor, bize en guzel long island hic olmadi virginia sahilleri gorunuyor. uzun lafin kisasi turkiyem turkiyem cennetim...seklindeyim, sicaklar arttigindan beri.

Ote yandan, ulkedeki politik gundemdeki yogunluk, hergun gazetelerde gordugumuz kalabalik cumhuriyet mitingleri goruntuleri, temmuz'daki secimin sonucunu ne olacagina dair iyice heyecanlandiriyor beni.

Burada hayat yogun istanbul'da oldugu gibi. Durup durup projeler yapmak lazim, uzerine konusup, kafa yormak lazim diyoruz. Unlu dusunur Mehmet Demirci'nin soyledigi gibi "Tembel adam uretken adamdir." degil, "Calisan uretir." diyorum. Zira bos lafla peynir gemisi yurutenler sadece politikacilar. :)

Sunday, May 13, 2007

turkiye eurovizyon'da dorduncu oldu!

Ne guzel, hayirli ugurlu olsun. Millet olarak yetinmeyi biliriz. Kenan Dogulu'nun cok kotu olan rakiplerine karsi bu derece de yeter bize. Ben nasil mi ogrendim?

Canimiz lahmacun cekmis, gitmisiz Paterson'a,( turk mahallesi) oturuyoruz Karadeniz Pidecisinde, televizyon acik, TRT INT seyrediyoruz, canli yayin. Eurovizyon oylamasi yapiliyor. Finale kalan adaylar genelde dogu avrupa ulkeleri, kendi aralarinda birlik mi olmuslar diye tartismalar yapiliyordu zaten, yari final secmelerinden sonra. Ozetle gosteriyorlar aday sarkilari, Aman Allah'im, Kenan Dogulu bu yarismadan birinci cikmali diyorum cunku o kadar kotuki aday sarkilar. Neyse oylama yapiliyor ve dorduncu oluyor, SHAKE IT UP SHEKERIM!

Sasirtici bir iki anektod. Yunanistan'in aday sarkisinin da power sozcukleri SHAKE IT! bilmiyorum artik tesaduf mu? bir diger anektod Yunanistan'in aday sarkisina Turkiye'den dort puan gidiyor, ayrica Turkiye Ermenistan'in aday sarkisina da 12 puan gonderiyor. Ermenistan ve Yunanistan'dan gelen puanlarin toplami turkiye'ye sifir. :)

Karnimizi doyuruyoruz dogru Manhattan'a. Aksama cok guzel bir konser var. Selim Sesler ve Brenna MacCrimmon, bu guzel sesli, turk dostu kanadali muzisyeni Fatih Akin'in Crossing the Bridge belgeselinde Baba Zula ile duet yaparken hatirlarsiniz ama Selim Sesler'le muthisler. Penceresi Yola Karsi favorim.

Bol Rumeli turkulu, arada isliklar, darbuka sololari, atan gobekler esliginde konseri sonlandirdik. Manhattan yine suprizde, sicacik, gunesli bir gunun aksaminda yagmurun altinda metroya kosa kosa ulasiyoruz ve evimizin yolunu tutuyoruz.

Thursday, April 26, 2007

Cok sukur televizyoncu hanim da olduk!

Sahadaki ilk isimde Mehmet'de oradaydi. Times Square'de turklerin organize ettigi bir ermeni protestosu oldu. Yaklasik uc yuz kisi vardi ama gecen seneye nazaran bu sayi da iyiydi.

Sokaktan gelen gecenler ne yapiyor diye bakiyorlar ve ellerine tutusturulan brosurlere goz
atiyorlardi. Hani ufak da olsa turkler seslerini duyurdular diyebilirim, turk basini icin tabi cunku hic yabanci basin yoktu.

Tuesday, April 03, 2007

Nasil anlatsam, nerden baslasam! :)

Sicacik bir meltem yavas yavas yuzumu oksuyor, derin vadinin ortasindan akan suyun kenarina oturmusum. Eteklerimin kenarlari, ayaklarim bileklerime kadar soguk suyun icinde. Icim urperiyor bir an ama sakince dinliyorum suyun sesini.

Hissediyorum nefesim sikisiyor, birseyler kipirdiyor sanki icimde.
Birden, icimdeki yuzlerce kelebek yirtiyor govdemi. Ucusmaya basliyorlar etrafimda.
Aci hissetmiyorum, hafifliyorum. Gunesin piriltilari kamastiriyor gozlerimi, siki sikiya kapatiyorum. Her an daha cok isitiyor sanki gunes icimi. Kelebekler etrafimda, acip gozlerimi bakmaya cesaret ediyorum ve evet ucuyorum...ucuyorum...

Yaz yavas yavas hissettirmeye baslamisken kendini ben dayanamayip seksen bes gundur yazmadigim bloguma deri donuyorum. Tekrar herkese merhabalar... paylasmaya devam... :))

Bloguma tekrar yazmamdaki sebebim sadece Yaz degil.

Bugun sirma kirpiklimin dogum gunu. Ona ozel bu satirlari mor yaziyorum.

Ona IYIKI DOGDUN IYIKI VARSIN! demek icin yazmak istedim tekrar.
Birak aksin gunler deyip, yasa istedigin gibi ama unutma birgun guzel anilarini anmak istersen ben yaninda olayim. Uzakta olsamda sesini duyayim olmaz mi? demek icin.

Icemedigimiz karamelli caylarimizin, tutturemedigimiz sigaralarimizin, yapamadigimiz dedikodularimizin, cikamadigimiz alisverislerin, birlikte uyuyamadigimiz gecelerin, konusmaktan cenemizin yoruldugu, sabahlayamadigimiz gunlerin, izleyemedigimiz filmlerin, sana pisiremedigim yemeklerin, oturup citlatamadigimiz cekirdeklerin acisini cikaracagimiz gunlerin umuduyla...hep uzakta ama cok yakin devam eden dostlugumuzun adini ben koyamiyorum, sen koy benim icin...icinde mor olsun, turuncu olsun..renklerimiz birbirine karissin olur mu bitanem. seni cok seviyorum.

Tuesday, March 20, 2007

We made a laz snowman in our backyard!




Ne olacak bu red Yankeelerin hali derken,kis bitti desek yeridir.Belkide son kar defa kar yagdi new york ve hala erimedi.Bi cumartesi sabahi gitmem gereken uc iside ekip necla ile kardan adam yapmaya karar verdik.eee yaptikta.evde havuc yoktu burun icin biber.etrafta komur yoktu onun icinde marmarabirlik zeytinle halettik.sapka mevzunu dedemden kalma takke halletti.havalar guzel kardan adam yavas

Wednesday, January 17, 2007

Kahraman mehmetcik yönetime el koydu

Blogta yasanan huzurluk kahraman mehmetcigin yönetime el koymasını mecbur kıldı. Kavgadan beslenen ülkemizde ve blogda huzursuzluk yaratanlar kahraman mehmetciğin postalları altında ezilecektir.Tekradan güven ortamı sağlanana kadar blog yöneticisini Yassıadaya sürgüne pardon Havaiye tatile gönderiyorum. Şimdide Hasan Mutlucan'dan kahramanlık türküleri.

mehmet demirci ve kurmayları; soldan saga( jony TÜRKEŞ, George EVREN, Mark HAKKI KARADAYI, lee BİR)
Yinede Şahlanıyor Amaaaaaaaaaaaan

Kolbaşı........................................

..........................

Thursday, January 11, 2007

Nokta.

Soyleyeceklerim bitti.
Bu son. Nokta.

Monday, January 08, 2007

City that never sleeps!


Evet, ben duruyorum isiklar akiyor. Isiklar duruyor ben akiyorum. Ya da ikimizde akiyoruz.
Nasil birsey durmayan zamanin, ipini tutamadigimiz bir yerlere baglayamadigimiz hayatin icinde olmak.


New York, uyumuyor, hatta geceleri gunduzlerinden daha kalabalik oluyor. Biz en kalabalik Istanbul'u gormustuk, simdiyse New York, hayatimda gordugum en kalabalik caddelerin
sehri.

Durup dusunemezsiniz. Akmak zorundasiniz yoksa kaybolursunuz. En guzel oyun bu sehirde trafik isiklariyla. Hangi caddedeki trafik isiklari uzun, hangisindeki kisa. Eger yaya isaretine bu blokda yetisirsem bana kac dakka kazandirir, aman kocaman kirmizi dur el isareti yanip sonerkende kosalim da bir daha kalabaliklarin arkasina takilmayalim.

Sevgili seyirciler, sayin bayanlar ve baylar...



Sevgili seyirciler, sayin bayanlar ve baylar...

Kim bu adam? Kih kih kih


Bilene bravoooooooooooooo!!!
Memo'nun cok buyuk zevkle yaptigi islerden biri oldu. :)))
Bana sorarsaniz, YORUMSUZ!

Saturday, January 06, 2007

FEEL

Come and hold my hand
I wanna contact the living
Not sure I understand
This role I've been given
I sit and talk to God
And he just laughs at my plans
My head speaks a language
I don't understand
I just wanna feel
Real love fill the home that I live in
Cos I got too much life
Running through my veins
Going to waste
I don't wanna die
But I ain't keen on living either
Before I fall in loveI'm preparing to leave her
Scare myself to dead
That's why I keep on running
Before I arriveI can see myself coming
I just wanna feel
Real love fill the home that I live in
Cos I got too much life
Running through my veins
Going to waste
And I need to feel
Real love and the love ever after
I can not get enough
I just wanna feel
Real love fill the home that I live in
I got too much love
Running through my veins
To go to waste
I just wanna feel
Real love and the love ever after
There's a hole in my soul
You can see it in my face
It's a real big place
Come and hold my hand
I wanna contact the living
Not sure I understand
This role I've been given
Not sure I understand
Not sure I understand
Not sure I understand
Not sure I understand
Gunun sarkisi :))

Tuesday, January 02, 2007

Await!



Awating for the time to come up for her,
She had her shot as she'd hoped,
But she never knew there had been a better one maybe the best!
Do I know if I had my best?
Did I just miss the chance or should I wait more?
Never know, who knows?